menu

Gözlerine İnanma! / J.T. Rogers

Yazan: Tülay Güneş Kılıç
Yayın Tarihi: December 27, 2015 16:32

[caption id="" align="alignleft" width="100"] Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı[/caption]

“Entrikanın şeytani kurgusu sayesinde inandırıcı olan bu roman acımasız bir karabasanın öyküsüdür.”

Üzerine yapılmış bu tür yorumları görünce, bir polisiyesever olarak ne yapıp edip kitabı okumak zorunda hissedersiniz. Üstelik yukarıdaki cümleler, türün saygıdeğer isimleri Bekir Karaoğlu ve Erol Üyepazarcı’ya aitse kitabı edinmek daha bir aciliyet kazanır. Gözlerine İnanma!, benim için uzun zamana kadar, Oğuz’un İmkansız Kitaplar Üzerine adlı yazısında bahsettiği sınıflandırma içerisindeydi. Uzun, cok uzun bir süre aradıktan sonra, en nihayetinde ikinci el kitap satışı yapan bir yerden temin edebildim ve okuyan hemen herkesin neden bu kadar etkilendiğini anladım.

Bu esrarengiz gecede, mutlak surette cevaplanması gereken bir sual var: Bu kısa boylu adam (anlattıklarına göre saçları kahverengi, gözleri kızarmış, bir kulağı yırtık, dişleri kurt dişi gibi sivri ve bacakları çarpık olan bu küçük adam) İnis Saint - Erme'i öldürdükten sonra ortadan birdenbire nasıl kayboluvermişti?

Gözlerine İnanma!, hemen daha başta, bu giriş cümlesi ile okuyucuyu yakalamayı başarıyor. Hikaye, bir akşam vakti, Harvard’lı bir psikiyatrın oturma odasında, şömine başındaki koltuğa gömülmüş olan Dr Harry Riddle tarafından aktarılıyor. Doktor Riddle odada yalnız değildir, hemen yanındaki kanapede şuursuz yatan bir genç kız bulunmaktadır. Doktorun birinci problemi,  kızın nişanlısı Inis St. Erme'yi öldürdükten sonra kayıplara karışan grotesk otostopçuyu bulmak, ikincisi ise “tirbuşon” adı takılan katilin, St. Erme'nin sağ elini ne yaptığını öğrenmektir.

New York’lu bir beyin cerrahı olan Dr Riddle, zengin bir hastanın ameliyatı için çağrılmıştır. Fakat herhangi bir müdahale yapamadan hasta yaşamını kaybeder. Vermont’tan New York’a dönüş yolculuğu sırasında, uğursuz görünüşlü, dağlık bir yerde arabası bozulur. Ve burada tuhaf olaylara şahit olur; veya olmaz -ki bu çok daha acaip bir durumdur. Ne herkesin gördüğü, hemen yanından geçmiş bir arabayı fark etmiştir, ne de çarpık tipli sürücüsünü. Cinayetin işlendiği ve elin kesildiği yerde de bir damla kan yoktur. Bunların üstüne mavi bir şapka ile, tüyler ürpertici bir çığlık da eklenince Dr Riddle akıl sağlığından şüphelenmeye başlar, adeta Alacakaranlık Kuşağı’na düşmüş gibidir.

İlk sayfalarda tempo biraz düşük olmasına rağmen, roman gitgide ivme kazanıp, finale doğru başınızı döndürüyor. Cesetlerin birbirini izlediği bu kabus dolu günde yaşadıklarını ve bazen de başkalarından duyduklarını anlatan Dr Riddle, herhangi bir kronolojik sıra gözetmez. Zaten kendisi de hâlen neler olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Dr Riddle bazen bir olayı birkaç kez anlatır ve her seferinde farklı bir bakışla yaklaşır; yepyeni bir ayrıntı katıp, sürekli bir şeyler ekler. Böylelikle hikaye gitgide içinden çıkılmaz çok katmanlı bir kabus labirentine dönüşür. Siz okuyucu olarak, her şeyi çoktan çözdüğünüzü düşünüp, kendi kendinizle övünürken, yazar soruları bambaşka bir açıdan cevaplar, sonra bu açı üzerinden yine farklı bir perspektif ile devam eder.

Nasıl, kafa karıştırıcı değil mi? Ancak kitabı bitirdikten sonra, “Ah, tabi ya!” diye içinizi çekip, yazarın ipuçlarını adeta bir detection club üyesiymişcesine centilmence yerleştirdiğini görüyorsunuz. Arada bir-iki tesadüf kırıntısı bulunsa bile, yazar hiçbir cevapsız soru veya açık nokta bırakmıyor.

Daha çok pulp türü dergiler için yazdığı sayısız hikayeleri ile tanınan Joel Townsley Rogers’ın, toplam dört adet romanı bulunuyor. İçlerinden yalnızca, bu kitap, The Red Right Hand büyük ilgi topluyor ve birçok yeni basımı yapılıyor. Kitap ilk kez 1945 yılında, New Detective Magazine’de yayınlanan bir hikayenin romanlaştırılmış hali. Birkaç yabancı dile çevrilen roman, Fransa’da 1951 yılının Grand Prix de Littérature Policière ödülünü kazanıyor. Elimdeki baskının kapağında, “Yakında filme çekiliyor!” ibaresi bulunmasına rağmen, yazarın adı IMDb’de yalnızca bir tv dizisinin senaristleri arasında geçiyor. Polisiyenin klasikleri arasında gecen The Red Right Hand’in yazarı, Joel Townsley Rogers hakkında detaylı bilgiyi, oğlu Tom Rogers’ın sitesinde bulabilirsiniz:
http://www.tatom.org/TNRR/jtrpubs.html

“Büyük Usta” Edward Hoch (nedendir bilinmez, dilimize yalnızca bir öyküsü çevrildi.) romanın ’97 baskısı önsözünde şunu diyor: “Eğer bu kitabı ilk kez elinize alıyorsanız sizi kıskanıyorum.” Usta’ya katılmamak elde değil. En iyisi mi ne yapın, ne edin, bu anlatım tarzı çok değişik, kim-yaptı/ imkansız cinayetler/korku romanını bir yerlerden bulun. Benimki kadar uzun bir arayış yaşamayacağınıza eminim.

Gözlerine İnanma! (The Red Right Hand, 1945) / Joel Townsley Rogers; Çev: Bekir Karaoğlu

Kategori: Tozlu Raflar
Yorumlar


July 19, 2010 19:48

Bu kitabı çevirdigimden bugüne kadar 35 küsur yıl geçmiş. O zamanlar ne yazar hakkında ne de elestirmenlerin görüşü hakkında doğru dürüst bilgi edinme olanağımız yoktu. Sadece okuyor, begendiysek çeviriyorduk. Suveren kardeşler de tamamen aynı yöntemle çalışıyorlardı. Beni romandaki kabus atmosferi (ve o müthiş giriş paragrafı) çok etkilemişti, o kadar.
İşte bu yüzden Tülay'ın makalesindeki bilgiler beni de hem şaşırttı,hem mutlu etti. O zamanın gözde yazarlarının çoğu unutulup gitmişken, bu kitabın hala cinai roman klasikleri arasında sayılıyor olması enteresan.
Şimdi burada bir itirafta bulunacağım: Ben bu kitabı Fransızca tercümesinden (Jeu de Massacre) tercüme etmiştim. Bir çevirmen olarak bunun ne kadar yanlış olduğunu bilmiyor değilim. Ama o yokluk zamanlarında, elimde sadece Fransızcası vardı, İngilizcesini arayıp bulacak ve getirtecek hiçbir olanağım yoktu.
Anılarımı tazeleyen bu güzel yazı için teşekkürler.


July 20, 2010 02:21

Bu güzel kitabı dilimize kazandırdığınız için, biz okuyucular teşekkür ederiz. Gerçekten diğer birçok polisiyeden çok farklı, aslında üzerine konuşması bile zor. Öylesine grifit bir yapıda ve twistlerle dolu bir kabus romanı ki, hakkında yazarken spoiler'a düşmemek için çok zorlandım. Türünün iyi örneklerinden, değişik bir kitap; 'mutlaka okunmalı' diyorum tekrar.


Yorum yaz
mode_edit