menu

Polis Romanı Nasıl Yazılır?

Yazan: Oğuz Eren
Yayın Tarihi: April 21, 2010 17:24

Nicholas Blake

Kaynak: Detektif Magazin Dergisi Sayı: 2, Aralık 1949

Şimdi okuyacağınız heyecanlı veya esrarlı bir hikaye değil. Fakat bu şekildeki romanlariyle okuyucularını merak ve heyecan içinde bırakan meşhur Nicholas Blake'in eğlenceli bir yazısıdır.

Bir polis romanı veya hikayesi nasıl yazılır? İşte bir çok roman yazmağa meraklı gençlerimizin bilmediği bu suallerin cevaplarını aşağıdaki yazıda bulacaksınız.

Meşhur polis romanları muharririnin zevkle okunacak bu yazısını her zaman için teşvik ve desteklemekten geri kalmayacağımız genç istidallara ithaf ediyoruz.

Bir polis muharriri umumiyetle okuyucularının şu müşahedesiyle karşı karşıya kalır: "Böyle şeyleri nasıl uydurabildiğinizi bilmiyorum" ve: "Her zaman eserin sonundan başladığınızı zannediyorum"

Birincinin cevabı: Zaten ben de bilmiyorum'dur. Hiç şüphesiz bir psikolog bize diyecektir ki: polis romanları, bunları yazan muharrirlerin içlerinde gizli gayri tabii şiddet hislerinin açığa vurulmasından ibarettir. Ben kendi hesabıma, onları istediklerini söylemeye tamamen serbest bırakmaya mütemayilimdir.

Tanıdığım polis romanları muharrirleri, ben de dahil olmak üzere, görünüşte munis, tehlikesiz, kanunlara fazlasiyle hürmet eden kimselerdir. Bu cins romanları yazmak için lüzumlu ve daha müsbet vasıflar ince bir zeka, hayali vak'alar yaratmak zevki, adli tıp, polis araştırmaları, ve hukuk hakkında biraz bilgi, ve beşeri yaratığın şiddetli bir heyecan altındaki hareket şekli hakkındaki biraz merak gibi şeylerdir.

İkinci müşahedeye gelince, mesleğin yabancıları buna umumiyetle "Muammanızın kördüğümünden işe başladığınızı zannediyorum" mânasını verirler. Hakikatte bir polis romanına başlamak için muhtelif şekiller mevcuttur. Bir cinayet irtıkâp etmek için anlaşılmasına imkân olmayan bir vasıta, veya zaman ve mekâna ait hiç yanlışsız bir program kurmuş olabilirsiniz.

Arzunuza göre, cinayetin vuku bulmasının enteresan olacağı sosyal muhitin tasvirinden başlayabilirsiniz: Vekâlet yazıhanesi, sinema stüdyosu, pansiyon veya reklam acentesi, ve yahut da arkadaşlarınızdan birisi için âni bir antipati hisseder ve onu ya bir cinayetin kurbanı, yahut da katil tasavvur edebilirsiniz. Bu üç başlangıç tipi kabataslak bir şekilde tahkikatın tevcih edildiği üç klasik noktaya tekabül eder: vasıta, fırsat, sebep.

Tabiatiyle, bir polis romanına hayat vermiş olan tohumu tecrit etmek güçtür. Yazdığım bir kitabın ilhamı, delicesine süratle gitmekte olan otomobilin bir çocuğu ezmesine ramak kaldığını görünce gelmiştir. Kendimi zihnen çocuğu bu şekilde öldürülmüş olan bir babanın yerine koydum. Polis suçluyu bulmaya muvaffak olamadığından çocuğun babası onu aramaya ve intikamını kendisi almaya karar verir.

Hareket noktasını bir kere tespit ettikten sonra romancı, çok defa şunun farkına varır ki en güç vazifesi hayalle hakikat arasındaki muvazeneyi idame ettirebilmektir. Umumiyetle detektif (Bir Sherlock Holmes veya bir Hercule Poirot gibi) ateşli, tuhaf veya kuvvetli şahsiyetlerse, suçlular bunun aksine oldukça donuk ve renksiz olacaklardır. Suçlular parlak şahsiyetlerse, sönük bir detektif yaratmaya doğru temayül edilir.

Yaratıcısı olduğum polis memuru garip bir şahsiyet olmakla işe başladı, fakat suçlularının karakter ve saiklerini incelemekle daha fazla meşgul olduğum günden beri, Nigel Strangeways gittikçe daha mücerretleşmiştir. Şimdi kendi kendime onun renksiz ve emici bir kurutma kağıdına benzetmeyi, sadece şüphelilerin karakterlerini açığa vurmaya yarayacak bir vasıta haline koymayı düşünüyorum.

Bir polis romanı yazmaya başlamadan önce, tafsilatlı bir plan yapmak ve bunda sebat etmek esastır. Cinayetin metodu, hadiselerin saatleri, mümkün olan caniler, meş'um saatler esnasında kurbanın ve suçlunun hareketleri, bütün bunlar önceden ve açık bir şekilde tespit edilmiş olmalıdır; ancak bu çalışmadan sonradır ki okuyucuyu yanıltmaya malul olan sahte görünüşü çizmek lazımdır. Kitabı yazarken aklınıza gelen parlak fikirler en büyük şüphe ile incelenmeli ve umumiyetle atılmalıdırlar. Tabiatiyle bu kaidenin istisnaları da vardır. Bugüne kadar hiçbir zaman tahayyül edememiş olduğum birinci sınıftan bir polis hilesinde muvaffak olmama yardım eden bir tanesini söyleyeyim.

Hayvan Ölmelidir romanında, çocuğunun katilini bulmaya karar vermiş olan baba ithamlarla dolu gizli bir hatıra defteri tutmaktadır ki bunun içine araştırmalarını ve intikam arzusunu yazar. Müstakbel kurbanı bu hatıre defterini keşfeder; baba bunun farkına varır ve hiçbir şey belli etmez. Yazmakta devam eder, fakat ilk teşebbüsünün boşa gitmesinden ürkerek öldürmek arzusundan vazgeçtiği hissini verecek şekilde yazar. Bu kurnazlığın, gizli hatıratı gizlice okumakta devam eden kurbanın teyakkuzunu uyutmak, okuyucuyu aldatmak ve nihayet cinayet işlendikten ve gizli hatırat açıklandıktan sonra babayı polis nazarında az şüpheli göstermek gibi üç faydası vardır.

Fakat niçin okuyucuyu aldatmak lazımdır? Şuurlu hiçbir muharririn bozmaması lazım gelen ilk kaide şudur: Detektifin veya katilinin zihninden geçen her şeyi muharrir size söylemeğe mecbur değildir, fakat detektif tarafından elde edilen maddi delillerden bir tanesini bile sizden saklamağa hakkı yoktur. Bunun haricinde, okuyucuyu aldatmaktan ibaret olan bir oyunda her şey mübahtır, yanlış izler ve yanlış deliller tabiatiyle hikayenin kendisinden çıkmalıdır.

Teknik olarak, doğru ve yanlış emarelerin yerli yerine konmaları muharririn vazifeleri arasında belki de en eğlenceli olanıdır. Sağlam bir delil, bir konuşma veya izahın içerisine gizlice sıkıştırılabilir; diğer taraftan bu delil doğrudan doğruya okuyucunun gözüne sokulabilir, (ki bu da iki misli bir blöftür) öyle ki okuyucu bunun yanlışlığından kat'i suretle emin olur.

Polis romanının klasik vasıfları yanıltmak ve heyecanlandırmaktır. Eğer okuyucu, kitabı bitirirken "Ne aptalım! Tabii katil X idi. Bunu çoktan beri anlamalıydım!" diye söylenirse, o vakit romanın iyiliğine kanaat getirebilirsiniz. Fakat eğer okuyucu, katilin kim olduğunu anlayamadığı halde, anlamak için artık merak da göstermezse, okuyucuyu alakalandırmakta muvaffak olamamıştır. Bu hususta en müessir usul, şüpheyi bazen bir şahıs, bazen de diğer bir şahıs üstüne, fakat bu arada hiçbiri uzun zaman suçlu kalmayacak şekilde, atmaktır. Bu oyun ancak, her şahsın mevzubahis cinayeti işlemek için bir sebebi varsa oynanabilir.

Sadece bilmece olmayan polis romanı, ters çevrilmiş şöyle bir silsile ile gösterilebilir: Başlamak için bir sürü şüpheli, sonra sadece iki şüpheli kalana kadar derece derece bir eleme. Bir elemenin yalnız hadieselerin şahadetiyle değil, fakat aynı zamanda psikolojik delillerin yardımıyla da yapılması lazımdır.

Hakikatte polis tahkikatı, asla dramatik olmayan ve hikayesi kriminolojistten başka herkes için sıkıcı olan bir takım teşebbüs ve araştırmaların biriktirilmesinden ibarettir. Romanlarımızda, tahkikatın kısa ve gösterişli olması lazımdır. Bunun için bir takım kaideler, bilhassa peşpeşe cinayetler kaidesi kurulmuştur.

Her zaman, okuyucu bundan sonra kimin öldürüleceğini kendi kendine sorduğundan, bu tip romanlar alakayı uyandırırlar; bu usul aynı zamanda romanın esas karışıklığına da yardım eder. Diğer taraftan peşpeşe cinayetler, hadiselerin düğüm noktalarını fevkalade karıştırabilirler; bazen de suçluların bir kısmını bertaraf etmek için basit bir usul olabilir ki bu da çok defa bir beceriksizliğin itirafıdır. Adeta, yeni bir kan zerki yapmadan okuyucuyu heyecanlandıramamak.

Buna rağmen, Agatha Christie, A.B.C. Cinayetleri'nde bu kaideden orijinal bir netice çıkarmıştır. Görünüşte hiç sebepsiz bir takım cinayetler serisi esnasında kurbanlar alfabe sırasıyla öldürülmektedir ve her cinayet cani tarafından evvelden haber verilmektedir.

Kurbanların seçilmesi tamamen keyfi olduğundan, tuhaf bir mizaca sahip ve adam öldürmekten hoşlanan bir manyağa çatıldığı zannedilir. Kendisine mani olunana kadar alfabede oldukça uzaklara gider. Fakat neticede, hiçbir sebebe mebni olmayan bütün bu cinayetleri pek mükemmel sebeplerle işlediği bir diğerini saklamak için yaptığı meydana çıkarılır.

A.B.C. Cinayetleri polis romanının klasik bir misalidir; bize mantıki neticesine kadar götürülmüş olan hileyi takdim eder.

Muasır İngiliz polis romanları muharrirlerinden pek çoğunda, garip, dahiyane görüşlü amatör detektif Scotland Yard'ın zeki, hassas ve mütevazi bir profesyoneli ile yanyana konmuştur; şahıslar eskisinden daha fazla etten ve kemiktendirler. Entrika, polis tahkikatının karışıklıkları veya tekrar edilen şiddet sahnelerinin acıklılığından ziyade psikolojik şüpheye dayanır.

Böylece polis romanları klasik cinayet hikayelerine benzer ki bu da nev'in ortadan kalkmasına sebep olabilir. Bu büyük bir kayıp mı olacaktır? Polis romanlarını bir sanat şekli olarak kabul etmeyi fazla yüksekten atmak sayarım; buna rağmen başlıca iki rolü vardır: Vakit geçirtir ve psikolojik bir ihtiyaca cevap verir.

Peri masalları gibi, polis romanlarının da belki göründüğünden daha derin bir manası vardır. Esasından, cazibesi öyle zannediyorum ki, bir taraftan şahıs hayatının mübarek karakterinin beşeri ülküsüyle, diğer taraftan ölüme karşı mücadelenin göze göz, dişe diş çarpışmasından doğar; şu halde polis romanları, beşeri ruh değerlerimiz insiyaki intikam hislerimize karşı koyduğu müddetçe, yani kendisini yok edecek yeni bir haleti ruhiye meydana gelene kadar yaşamağa devam edecektir.

Kategori: Makaleler

Yorum yaz
mode_edit