menu

Fiyasko - Coşkun Büktel

Yazan: A. Ömer Türkeş
Yayın Tarihi: November 19, 2011 14:24

Coşkun Büktel'in film senaryosu olarak hazırlayıp romana dönüştürdüğü Fiyasko, polisiyeden çok absürdün sınırlarını zorlayan, deli dolu, neşeli bir macera romanı. Daha ilk sayfalarında, çevirmen Mesut’un yanlış çevirileriyle sebebiyet verdiği skandal sahnelerinin komikliği, İkinci bölümde, “parası için evlendiği, kendinden çok yaşlı, seks düşkünü karısını öldürmeye kararlı Özdemir, onun dizginlerini sıkı tutan, uyanık ve kıskanç karısı Müyesser ve Özdemir'i ne yapıp Müyesser'in elinden almaya kararlı ama paradan da vazgeçmeyen metres Zehra” tiplerinin abartılmışlığı, hayal kırıklığı yaratmasın. Biraz sabredin. Kriminal dünyaya üçüncü bölümde, “Genelbank Cihangir şubesinin kahverengi üniformalı gü­verdik görevlisi, bankanın kapısı önünde yaralı olarak yattığı yerden acı içinde doğrulup, kan dolu avucuyla kavra­dığı silahını, kaçmak üzere beyaz bir Renault’ya binmekte olan kar maskeli soygunculara doğru, iki el ateşledi. Kar maskeli soyguncuların üçü beyaz Renault’ya binmişti. Dördüncü kişi Muzaffer’di ve çetenin reisi olan Karanlık Ca­fer’in kardeşiydi. Muzaffer, Renault’ya tam binmek üzereyken (az önce vurdukları ve öldü sandıkları) güvenlik görevlisinin tabancasından çıkan kurşunlarla sırtından vurulunca, haykı­rarak yere düştü” cümleleriyle gireceğiz.

Sipsi ve Zekai, Kilis’ten kaçıp İstanbul’a ilk geldiklerinde neredeyse yalınayakmışlar. Dolapdere’de Cafer ağbilerine rastlayana dek aylarca sürün­müş, İstanbul sokaklarında kapkaççılıkla geçinmeye çalışmışlar. Cafer Ağbi’yle tanışıp onun himayesine girdikten sonra, adam sıfatına yazılmış, kravatlı, takım elbiseli, nezih gangsterler olmuşlar. Bu nedenle saygı ve itaatte kusur etmiyorlar.

Rastlantılar birbirini kovalıyor. Kardeşi için doktor arayan Cafer, telefonu yanlış çevirdiğinde, işin ciddiyetinden habersiz –ve kadersiz- Mesut tarafından işletilecek, Muzaffer de hayatını kaybedecektir. İntikamını almak için şimdi Mesut’un peşindedir Cafer. Aynı sıralarda İstanbul’daki sinegog baskınlarından esinlenen Özdemir de karısını öldürmek için bombalı bir saldırı planı yapmakta, terörist rolü için tesadüfen tanıştığı Mesut’u uygun bulmaktadır. Oysa yanlış telefonların adamı kırık kalpli çevirmen Mesut, nostomani hastalığından mustarip babasını son bir kez mutlu etmek için onun vaktiyle küçük bir rolünde oynadığı 'Tek Kollu Canavar' filminin afişini arıyan iyi kalpli Ayten’le tanışıp hayat trenini yeniden yakalamıştır. Ne yazık ki, Cafer’e de yakalanacaktır…

Coşkun Büktel, Fiyasko’nun birbirinden ilginç roman kişileriyle zenginleşen,  kara romanları hatırlatan, ciddi bir uslupla yazılsa en sürükleyici polisiyelere taş çıkartacak kadar hızlı akan hikayesini baştan sona renkli ve esprili bir dille anlatıyor. Trajik anları abartılı karakter çizimleriyle traji-komik, hatta komik bir hale getirmiş, yer yer durum komedisini kullanmış. Buna rağmen merak duygularını tetikte tutmasını da başarıyor. Ancak yazarın bir söyleşisinde sözünü ettiği “gerçek”leri yakalayabilmek için hayli uğraşmanız gerekli. En çıplak “gerçek”le şiddeti tasvir ederken kullandığı ifadeler sayesinde karşılaşıyoruz, ki bu ifadeler 2005’i romanda şiddetin yılı yapan roman külliyatıyla uyum içerisinde. Affınıza sığınarak örnekliyorum; “Karanlık Cafer, ne yap­ması gerektiğini tekrar hatırlamış gibi, hareketlerini yeniden hız­landırdı. Güvenlik görevlisinin kafasına bir kurşun sıktıktan sonra, kurbanın parçalanmış kafatasından kaldırıma sıçrayan kanlı beyin ve kemik kırıntılarını intikam hazzıyla seyretmeye vakit ayırmaksızın arabaya koştu”.  Böylesine sevimli bir hikaye için sizce de çok sevimsiz değil mi?

Kategori: A. Ömer Türkeş Yazıları
Etiketler:
Coşkun Büktel
Fiyasko

Yorum yaz
mode_edit

İLGİLİ KİTAPLAR

Nopic Nopic

İLGİLİ YAZARLAR

Nopic