GECE saat onu birkaç dakika geçe şiltesini ateşe verdi. Sonra iriyarı vücudunu doğrultarak alevlerin şilte yüzünü yalamasını seyre koyuldu. Uyku, hapisanenin üzerine bir bulut gibi çökmüştü. Wilder sükûnelle bekledi. Yapacağını yapmıştı. Yalnız biraz daha beklemesi lazımdı.
Koridorun ucundan iki nöbetçinin Çince bir şeyler konuştukları duyuluyordu. Her haide gene körfezde işleyen vapur bozulmuş, gardiyan Kara Kumru nöbetine geç kalmişti. Hele bir de tayfun koparsa hiç gelemiyecek demekti. Wilder tayfun ihtimalini aklından çıkarmıya çalıştı.
Nihayet şiltenin samanları tutuşmuştu. Alevler Tom Wilder'in sakallı yüzünde oynaştılar. Duman koridora yayılmıya başladı. Genç adam omuzlarını dikleştirerek hücresinin parmaklıklarına yaklaştı.