... Daha sonra uyanmaya çalışırken, müthiş bir kabusun tesiriyle çırpındığını sandı. Fakat hemen arkasından yanıldığını anladı. Oda karanlığa gömülmüştü. Boğucu, zifiri bir karanlığa, Yatağın ayak ucunda, yerde bir şey sü rünüyor, örtüleri çekiştiriyor, anlaşılmaz bir takım şeyler fisıldıyordu, Nihayet usulca Mark a yaklaştı. Genç adam, hırıltıyla soluyan bu mahlakun nefesini yüzünde hissetti. Hayalet değildi. o Canlı bir şeydi. Mark'la konuşmaya çalışıyordu. Banyodaki lâmba sönmüştü, Hiç bir yerde işik yoktu.
Mark, bin güçlükle doğrularak baş ucundaki lambaya doğru uzandı. O mahlakun ahtapota benzeyen parmaklarından kaçmak için de sağa, sola dönüyor, geriliyordu, Düğmeye bastı. Fakat ışık yanmadı.
Genç adam birdenbire bir şeyin daha farkına vardı. Bir sesin... Uzakta, israrlı, ölçülü, gizli bir ihtarla dolu bir sesti bu. Biri durmadan çan çalıyordu.....
(Arka Kapak)