Bu hikâyedeki rolüm Harvey'in programında yer almamı arzu ettiğini bildiren mektubunu aldığım tarihten itibaren başlar. Bununla beraber hikâyemizin daha eski bir mâzisi olduğunu da ilave etmek isterim. Filhakika beşeri faaliyetlerin kökleri maziye doğru uzanmakta ve bunlar biribirine o derece girift ve gizli bir mahiyet arzetmektedir ki, hadiselerin bitimini bizler çok defa bir başlangıç olarak addetmek gafletine düşeriz. Tıpkı, ağaç kabuğunun altında haftalarca evvel vücut bulan gelişmeyi unutarak, ilkbaharın dallarda tomurcukların görünmesile başladığını zannettiğimiz gibi...
Belki de bu hikâye Cain'in kardeşini bir eşek kemiği marifetile katlettiği tarihte, belki de içini kemiren merakı yenemiyen güzel Pandore'un esatiri mahfazanın kapağını açıp içindeki bütün kötü ruhların birden fırlı yarak yeryüzüme yayılmasına sebebiyet verdiği andan itibaren vücut bulmağa başlamıştır. Maamafih bütün bu mülâhazaları bir tarafa bırakarak yine Harvey Turner'in mektubuna gelelim. Yazı şu mealdeydi...
(Girişten)
Akba serisi çok çok az bilinen bir yazarla başlamış. Hubin'in antolojisine göre bu kitap, Raymond Leslie Goldman'in Murder Behind the Mike'ı olsa gerek...
Goldman, 1895 doğumlu, Amerikalı bir yahudidir. 1929 - 1947 yılları arasında kaleme aldığı 9 kitap arasında, zorlu yaşamın 50 yaşına basmasına izin vermesinin verdiği hayretle yazdığı bir de otobiyografik anlatısı var. Gerçekten de, ilk anıları çocuk felciyle başlayan, 26 yaşında bir çocukla birlikte dul kalıp, ağır bir şeker hastalığıyla boğuşan birinden bahsediyoruz.
Rufus Reed, bir gazeteci, NAC radyo kanalının bir programına konuşmacı olarak davet edilir. Kendisi stüdyodayken gerçekleşen bir cinayetin izini, Amerika'daki Alman konsolosluğuna kadar ısrarla sürdürür. Roman, İkinci Dünya Savaşı'ndan evvel, Nazi iktidarı döneminin havasını taşıyan bir siyasi polisiye.
Ucu nazilere varan bir soruşturma. Beceriksiz esas adam Rufus Reed ve kurt patronu Asaph Clume'den oluşan ikili, muhtemelen başka bir kitabını okuma olanağımız olmayan bu yazarı epey sevdirdi bana.
Akba serisine meraklıysanız, bilinmedik bir yazar diye bu ilk kitabı es geçmeyin. Romanın tek kötü yanı, eski dile fazlaca rağbet eden çevirisidir.