Grenoble civarında bir otel işleten eski bir arkadaşım var. Zaten yıllardır beni çağırır durur. Yok şöyle rahatmış, böyle konforluymuş; aşçıbaşı namlı bir ustaymış, sık sık da güzel piliçler düşermiş...
En çok da, bu son haber ikna etti beni. Sizinle tanışalı, bıldırcın etine asla dayanamadığımı, salınan bir çift kalça karşısında, hemen kırmızı görmüş boğaya döndüğümü öğrenmişsinizdir. Yanında iç gıcıklayıcı bir aşüfte, önünde de güzel bir sofra varsa, yeryüzünün cennet olduğuna derhal bütün kalbiyle inanıveren tiplerdenim ben.
(Kitaptan)