DÖRT SAAT ELLİBEŞ DAKİKA
SÜRECEK OLAN BU VAKA BAŞLADIĞINDA
SAAT 1'e 10 VARDI
Delikanlı, genç kızın nazarında sadece bir biletti, evet, buruşturulmuş, iki parçaya ayrılmış bir dans bileti. Bu tip on sentlik bir bilette yüzde yirmi beş komisyonu vardı. Delikanlı sadece iki ayak demekti. Onu pistin bir ucundan öbür ucuna kadar sürükleyen iki ayak... Yahut bir piyango bileti gibi bir şeydi. Biletin üzerindeki numara, bu genç adama beş dakika kadar bir müddet için pistte, ona istediği figürleri yaptırmak hakkını veriyordu. Beş dakika kadar bir zaman, müzisyenlerin bulunduğu plâtformun üzerinden bir kasırga halinde iç gıdıklayıcı notalar yükseliyor, bir yığın boş konserve kutusunun üzerine bir kum fırtınası inmiş gibi birtakım çıtırdılar halinde etrafa yayılıyorlardı. Sonra birdenbire sessizlik oluyordu. Amma öylesine bir sessizlik ki, âdeta ânide cereyan kesilmiş hissini veriyordu. Uzun uzun süren bu sessizlikte herkes birden sağırlaşmış gibi oluyordu.
(Giriş)
Yazan: A. Ömer Türkeş
- January 29, 2012 18:09
Kategori:
A. Ömer Türkeş Yazıları
En basitinden bir cinayet öyküsü. Hem de klişe: Bir şekilde cinayetten sorumlu tutulacağını anlayan kahramanlarımız, kendilerini temize çıkarmak için, gerçek suçluyu yakalayıp adalete teslim etmelidir.
Yine de kitabın çok cazip yanları var. Bir kere William Irish'in güçlü tarzı kitabı size hemen sevdiriyor. Ayrıca büyük şehir insanının yalnızlığı, kaybolmuşluğu, iletişimsizliği şehir ile ilişkisi, yabancılaşması gibi bir alt okumaya da açık. Bir aşk öyküsü aynı zamanda.
Bricky ile Quinn tanıştıklarında saat "Bire on vardı". Tamamen içine battıkları cinayet olayını çözümleyip şehri terketmeyi planladıkları otobüs ise sabah altıya çeyrek kala kalkacaktı. 4 saat 55 dakikalık sürede geçen romanın beher başlığı bir saat resmidir.
Bir de bu romanda, yine Akba serisinin ilk romanında rastladığım bir ilaçlı içki olayının aynısı var !..