Şiddetli bir rüzgâr, uğuldayarak alanı dolaşıyor, donmuş kar zerrelerini yolcuların yüzlerine çarpıyordu. Uçaktan inenler, ilk şaşkınlık ânından sonra, hemen yakalarını kaldirip, terminale doğru koşar adımlarla ilerliyorlardı. Bütün soğuğa rağmen, bekleme salonunun üzerindeki teras, yolcuları karşılamağa gelenlerle dolmuştu.
Mrs. Hamilton, soğuktan morarmış çehrelere bakarak, "Acaba Paul da orada mı?" diye düşündü. Hoş, damadını tanıyabileceğinden pek te emin değildi ya.. Paul onun için sadece kızı Virginia'nın kocasıydı, işte o kadar. Dr. Paul Barkeley'e hiçbir zaman ehemmiyet vermemiş, onu adam yerine de koymamıştı. Belki damadı da onu tanıyamıyacaktı. Neticede birbirlerini bir senedenberi görmemişlerdi.
Adeta hiddetle: "Ama ben değişmedim ki!,, dedi.
Yanındaki hayretle ona doğru döndü. Yirmi iki, yirmi üç yaşlarında, ince, güzel bir kızdı bu. Sapsarı saçları, bir çocuğunkini andıran yusyuvarlak, koyu mavi gözleri vardı. "Bir şey mi söylediniz, Mrs. Hamilton?,, diye sordu. -Hiç kimse bir senede değişmez.. Tabii pek feci günler geçirirse o başka. Doğrusu ben bu sene hiç sıkılmadım. Yani bu hâdise oluncaya kadar demek istedim.
Genç kız, üzüntülü üzüntülü bir şeyler mırıldandı. Mrs. Hamilton'un kaşları çatılıvermişti. Zira kendisine acınmasina tahammül edemezdi. Zaten ufacık tefecik, tombalak, munis görünüşlü bir kadın olmasına rağmen, aslında bir hayli sert ve otoriterdi. Büyük çantasını koltuğunun altına sıkıştırarak terminalin giriş kapısına doğru yürüdü. Bir taraftan da terasta bekliyenleri süzüp duruyordu.
- Ben, Paul'u göremedim, Alice. Sen gördün mü?
(Kitabın Girişi)
Yazan: Tülay Güneş Kılıç
- April 03, 2020 01:14
Kategori:
Suç Edebiyatının Divaları