"Birdenbire, 'Dehşetler Galerisi' nde yapayalnız kalmış olduğumu hissettim. Geri dönmek istiyordum ama merdivenin son basamağına da gelmiştim. Yeşil ışıkla aydınlatılmış olan kaba taş duvara vuran gölgeyi görünce dehşetle irkildim. Kalbim, göğsümü yarıp dışarı fırlayacakmış gibi çarpmağa başlamıştı. Biraz ileride sırtı kamburca bir adam bekliyordu. Başına geçirmiş olduğu siyah kukuleta yüzünü gölgelendirmekteydi. Yalnız çenesinin biraz uzunca olduğunu ve alaylı alaylı gülümsediğini fark edebildim. Kollarında bir kadın vardı ve onu peleriniyle hafifçe örtmüştü. Adamın öne doğru uzatmış olduğu sağ ayağı dikkatimi çekti. Zira... bir keçi ayağıydı bu. Rahat bir nefes aldım. Meşhur 'Satir' heykelini tanımıştım. Sonra kulağıma bir ses geldi, 'Şıp... Şıp... Şıp...' Yere ağır ağır bir şey damlıyordu..." KAN!
(Arka Kapak)
ŞAHISLAR
| Bencolin | : | Parisi titreten meşhur hafiye. Son derecede zarif ve nazik bir 'katil avcısı' |
| Jeff Marle | : | Genç bir Amerikalı. Bencolin'in arkadaşı ve yardımcısı |
| Augustin | : | Balmumundan yaptığı heykellerden birinin canlanmış olmasından korkan bir ihtiyar |
| Chaumont | : | Genç ve yakışıklı bir Yüzbaşı. Odette Duchene'in nişanlısı |
| Odette Duchene | : | İyi bir aileye mensup, genç ve güzel, fakat biraz silik bir kız |
| Marie Augustin | : | İhtiyar Augustin'in kızı. Biçimsiz siyah elbiselerle şahane güzelliğini örtmeğe çalışan bir kadın |
| Claudine Martel | : | Eğlence peşinde koşan, neşeli bir kız. Odette Duchene'in arkadaşı |
| Durrand | : | Orta yaşlı, zeki çehreli bir adam. Polis Müfettişi. |
| Etienne Galant | : | İnsanlardan nefret eden, kirli işlerle uğraşan, uzun boylu, esmer, sarı gözlü, eğri burunlu bir adam |
| Matmazel Estelle | : | Amerikalı olduğunu iddia eden son derecede güzel ve esrarengiz bir şarkıcı |
| Paul Robiquet | : | Genç ve ukala bir hariciyeci. Odette Duchene'in çocukluk arkadaşı |
| Madam Duchene | : | Odette'in annesi |
| Gina Prevost | : | Odette'in en samimi arkadaşlarından biri. Fevkalâde güzel ve cazibeli bir sarışın |
İlk 1-2 sayfası, ana karakterin pek acemice çizilmiş olduğunu gösterir gibiydi, ancak sonradan romanın atmosferi beni sardı. Tahminimin aksine, Bencolin romanın olmazsa olmazı değil. Aksine yardımcı karakter Marle'ı daha ön planda tutan bir öykü var. Marle'ı, Zehirli Şaka'dan hatırlar ve severdim, yine sevdim.
Cinayetlerin çözümü, Yeşil Kapsül veya üç tabut'taki gibi aşırı atraksiyonlu olmadığından, daha çok hoşuma gitti.
Bencolin bu kez mumya müzesinde işlenen cinayetlerin esrarını aydınlatmaya çalışıyor, atmosfer, Bencolin, mumyalar epey ürpertmişti beni, oldukça iyi bir kurgusu var, tavsiye ederim.
John Dickson Carr’ın 1932 yılında yazılmış, ilk dedektifi Henri Bencolin’in yer aldığı bir diğer romanı.Olaylar,Bencolin’in arkadaşı Jeff Marle tarafından anlatılıyor ve Paris’te geçiyor.Karanlık,kasvetli bir atmosferi var olayın geçtiği yerlerin.Mumyalar Müzesi ve Maskeliler kulübü.
Türkçe’ye Gönül Suveren tarafından çevrilmiş 1962 senesinde Akba yayınları Polis Romanları serisinin 7.kitabı olarak yayınlanmış.
Çeviri güzel ve orijinali ile karşılaştırınca tam görünüyor.
Kitapta Bencolin hakkında diğer kitaplarında rastlanmayan yeni bilgiler ediniyoruz
“Bencolin hakkında anlatılan hikayeye gelince ..Parisliler ,”Bencolin alalade bir elbise giydiği zaman sırf eğlence peşindedir” derler.Sırtına düz bir elbise olduğunu gören karanlık barların kirli işlerle meşgul patronları hemen neşelenir,yerlere kadar eğilerek Bencolin’i selamlarlar.Hatta ona şampanya bile ikram ederler..Bencolin,smokin giydiği zaman ise mühim bir iz üzerinde demektir.Fakat sadece düşünüyor ve delilleri tetkik ediyordur,henüz kimseyi yakalamak niyetinde değildir.Patronlar bir hayli endişelenmekle beraber onu iyi bir masaya oturtur ve kendisine konyak da ikram ederler..Fakat Bencolin frak giydiği,başına silindir şapkasını geçirdiği,ipek pelerinini omuzuna atıp,gümüş saplı batonunu eline aldığı,tebessümü daha nazikleştiği ve sol kolunun altında da hafif bir kabarıklık belirdiği zaman ,işte o zaman,felaket yakın demektir.Bunu herkes de bilir.Patronlar,Bencolin’e içki ikram etmezler.Orkestradan biraz acaipçe sesler yükselmeye başlar.Garsonlar telaşlarından bir hayli tabak ve bardak kırarlar.Bazıları ise içerde hoşlandıkları kızlar varsa,bıçaklar çekilmeden evvel onları bardan kaçırırlar.”
Bencolin,gece ile gündüz arasında bir fark görmezdi.bazan uyumayı unutur,aklına gelince de bir köşede birkaç saat kestirmekle iktifa ederdi.
Ünlü Paris’li dedektif Bencolin,M. Augustin'in mezara benzer balmumu müzesinin ürkütücü ışığında,garip bir şekilde bir balmumu satirinin kollarında arkada bıçaklanmış genç bir kızın vücudunu bulur.İpuçları onu,yasak ilişkilerin yaşandığı maskelililer kulübüne götürür.Balmumu müzesi ile bu kulüp arasında ne ilişki vardır?Kulüp sahibinin, gizlediği sır, neydi? Kulübün iki öldürülen üyesinin, taşıdığı gümüş anahtarlar onları nereye götürüyordu.?
Poe’nun cinayetlerinde olduğu gibi olaylar öyle garip ve dehşet vericidir, Bencolin en sonunda, cevabı bulur. Groteskin en önde gelen modern ustası tarafından yazılan,esrarlı,dehşet verici,bir kitap.
Hele kitabın sonunda Bencolin'in katille oynadığı kumar çok ilginç ve dehşet vericiydi.
Kitaptaki olay,bir kapalı oda cinayeti değil.Fakat müze ile kulübün krokisi çizilirse olaylar daha iyi anlaşılır sanırım.
Yalnız çeviren Gönül Suveren imiş. Akba'nın yalancısıyım