okuyalı çok oldu ama hatırladığım kadarıyla yazarımızın diğer romanlarından belirgin bir tarih duygusu, çok daha gerçekçi karakterler ve hayli siyasi bir sorunsalla ayrılan bu kitaba bayılmıştım. biraz daha unutunca tekrar okuyacağım : )
benim gibi türkiyede doğup muhtemelen (yani umarım : ) türkiyede ölecek insanlar için edinburgh'ta doğup berlin başta olmak üzere dünya alemin kentlerini avucunun içi gibi bilen, çok gerçekçi tarihsel sahneler kuran biri hayranlık uyandırır tabi. mart menekşeleri ile başlayıp metropolis adını taşıyan 14. kitapla sona eren bernie günther serisine ben bayıldım. 1920lerden savaş sonrasına uzanan, dünyayı ateşe atan nazizmin asıl rengini verdiği suç/polisiye öyküleri okumak hem çok zevkli, hem çok bilgilendirici, hem uyarıcı. ne yazık ki devamı gelmeyecek zira yazarımız philip kerr, 2028 yılında bu dünyadan ayrıldı...
louise penny ile birlikte polisiye roman evrenime pastoral ve hümanist bir renk geldi, çok sevdim. ingilizce okuyabiliyorum ama herşeyi anlayabildiğimi söyleyemem : ) özellikle romanları türkçe çevirilerinden okumayı seviyorum, son iki romanının çevrilmesiyle ilgili bir gelişme olursa haber edin olur mu, çok sıkı takip edemiyorum çünkü . iyi günler dilerim...
The Grey Wolf (2024), The Black Wolf (2025)
kitabın polonya setinde çekilmiş dizisini seyrettim ve çok beğendim. uyarlamasını izleyince kitabı okumak içimden gelmez, hele de whodoneit tarzı böylesi romanlar için. polonyalılar sinemada olduğu kadar televizyonda da çok iyiler. açıkçası harlan coben'in romanlarından daha çok beğeniyorum dizi uyarlamalarını : )